Hamilelikte Ve Lohusalıkta Cinsellik

Hamilelik süreci hormonsal dengelerin bozulduğu bir süreç olup, cinsel arzunun azaldığı geçici bir dönemdir.

Özellikle hamileliğin ilk üç ayı bulantı, kusma, kokulara karşı aşırı hassasiyet yaşanan dönem olduğundan cinsel açıdan da isteksizliğin görüldüğü geçici bir süreçtir. Bu durum hamile olan bütün anne adaylarında görülen bir durumdur. Bu nedenle endişelenmeye gerek yoktur.

Hamilelikte Ve Lohusalıkta Cinsellik

Hamilelik 40 haftalık bir dönemdir, yaklaşık 9 aylık süre olarak saptanmaktadır. İlk üç ay hormonlardaki değişkenlik ve dengesizlik durumu nedeni ile cinsel isteksizliğin yaşandığı zor bir dönemdir. İlk üç ay cinsel isteksizlik dönemi bittikten sonra, kan akışının hem cinsel organlara hem de göğüslere hızlanarak akışının fazlalaşması, tekrar anne adayını cinsel istek konusunda eski durumuna gelmesini sağlamaktadır.

İlk üç aydan sonraki bu dönem hamile olan kadının hormonlarının tavan yaptığı bir dönemdir ve cinsel birlikteliğe hazır durumdadır. Ancak uzun süre ara verilen cinsel birliktelikten sonra gerçekleştirilen ilişki düzeyi abartılmamalı kadının ve eşinin hamilelik süreci içinde bulunulduğunu unutmaması gerekmektedir.

Cinsel İlişki Sonrasında Hamile Olan Kadını Bekleyen Sıkıntılar Nelerdir?

Hamilelik döneminde yapılan cinsel ilişki sonrasında;

  • Karın ağrısı ve kramplar,
  • Karındaki sertleşme ve kasılma,
  • Vajinal kanama,
  • Düşük tehlikesi,
  • Erken doğum riski,
  • Doğum sancısına benzeyen karın ve kasık sancıları görülerek sanki doğum başlamış gibi sıkıntılar meydana gelebilmektedir.

Ayrıca böyle bir durumda ve bu belirtilerin görülmesi halinde, aşırı hassaslaşan meme uçlarının uyarılması durumunda doğum sancılarının bile başladığı görülmektedir.

Kısaca; ilişki sonrasında bu sıkıntılardan bazıları bile yaşansa doktora gidilmeli ve önerilerine uyulmalıdır. Genel anlamda bakıldığında hamile olan anne adayının ilişki sonunda bu gibi sıkıntıları yaşaması, doktorunun ona bir süre daha cinsel ilişkiyi yasaklamasına bile neden olmaktadır.

Bütün bu durumlar göz önünde bulundurularak bu dönem eşler arasında daha duyarlı ve anlayışlı geçiştirilmelidir. Uzun vadeli ve sağlıklı bir cinsel yaşam için anne adaylarının en hassas ve psikolojik açıdan da zor geçirmek durumunda kaldığı bu geçici süreçlerde eşlere de önemli görevler düşmektedir.

Lohusalık Döneminde Cinsel İlişki;
Doğum sonrasında kadın, zor bir dönemi geride bırakmış olmanın yorgunluğu ile yeni bir döneme girmiştir. Bu dönem gece gündüz bebeği ile ilgilenmek, emzirmek, uykusuzlukla geçen günler olarak 40 gün sürdüğü düşünülen lohusalık dönemidir.

Lohusalık döneminde cinsel ilişki, genel anlamda önerilmez. Çünkü kadın doğumdan sonra bedeninin toparlanması, dikişlerinin iyileşmesi ve psikolojik açıdan da kendisini ilişkiye hazır hissetmesi süreci 1- 1,5 ay kadar sürmektedir. Yani 40 gün olarak bilinen lohusalık dönemi zaten kadının bünyesinin yavaş yavaş eski haline gelme sürecini tamamlama dönemidir de denilebilir. Bu nedenle eşlerin zor dönem geçiren annelere daha anlayışla karşılaması gerekmektedir. Aksi takdirde dikişlerin geri patlaması, şiddetli kanamaların olması gibi sağlık problemlerinin yaşanabileceği hesap edilmelidir.

Kısaca sağlıklı bir cinsel ilişki için lohusalık dönemi uygun değildir. Fakat doğum sonrası 40 gün, yani lohusalık dönemi bittikten sonra doktorlar da cinsel ilişkide hiçbir sakınca olmadığını savunmaktadır.

Lohusalık Döneminde Ne Gibi Değişiklikler Olur?

Lohusalık döneminde annede üç önemli değişiklik görülür.

1. Değişiklik; Vajen yolu ile Loşi adı verilen akıntı olur. İlk 3 gün kırmızı, 4-5 gün sonra pembe, 7-8 gün sonra beyaz renk olarak 10- 15 gün kadar bu akıntı devam eder. Bu akıntı tüm doğum sonrası atıkları dışarı atarak kadının temizlenmesini sağlar. Bu dönem temizliğe daha da özenli davranılması gereken bir dönemdir. Sık duş almanın yanında, lokal hijyen bakımları ( bölgesel temizlikler) yapılmalı, enfeksiyon kapma riskine karşılık tüm tedbirler alınmalıdır.

2. Değişiklik; Uterus giderek küçülür ve 2 ay kadar sonra normale döner.

3. Değişiklik; Süt salgılanmasıdır. Hormonların etkisi ile memelerden süt salgılanır. Doğum sonrasında ilk 3 gün biraz az olsa da bebek emdikçe artarak çoğalır. Anne sütünün hormonsal bir salgı olması ve emildikçe artarak çoğalması çok önemli bir değişimdir. Çünkü bebek 6 ay süre ile hiçbir besin maddesi almadan anne sütü ile beslenir ve ek gıdalara 6. Aydan sonra başlanır.

Kısaca lohusalık dönemi, annenin bünyesinin normale dönebilmesi için toparlanma sürecidir ve bu nedenle bu dönemde cinsel ilişki düşünülmesi eşlerden her ikisi için de sakıncalıdır. Erkeğin enfeksiyon kapması (mikrop kapması) kadının ise iyileşme sürecinin uzaması ile enfeksiyon risklerinin artması gibi durumlarla da karşılaşılmaktadır.

Sezaryen Doğum Yapan Annelerde Cinsel ilişki;
İster normal doğum yapılsın, ister sezaryen ile doğum yapılsın lohusalık döneminde olduğu gibi yaraların, dikişlerin iyileşmesi, annenin bedeninin toparlanması gerekmektedir. Bunun için de 1- 1,5 ay kadar bir süreye ihtiyaç vardır. Yani bu da aşağı yukarı 40 günlük lohusalık süreci kadardır. Kısaca, sezaryen ile bile doğum yapılmış olması lohusalık döneminde cinsel ilişkiye girilmesi için uygun olduğunu göstermemektedir.

Ancak; bu ölçü her kadın için geçerli olmayabilir. Bazı kadınların bünyeleri daha çabuk toparlanarak eski haline gelebilmektedir. Dolayısı ile böyle durumlarda eşlerin cinsel ilişkiye girmesinde bir sakınca bulunmamaktadır.

Doğum sonrasında Vajinada kuruluk yaşanır mı?
Doğumdan sonraki süreçte (lohusalık döneminde) kandaki kadınlık hormonu seviyesi en alt seviyeye düşmektedir. Vajina dokusunun östrojen hormonuna bağımlı salgı bezleri içerdiğinden, doğum sonrasında emzirme döneminde kuruluk oluşur. Vajinadaki bu kuruluk aslında son derece doğal bir durumdur. Bütün kadınlar hamilelik sonrasında vajinal kuruluk yaşamaktadır denilemez, bazı kadınlar rahatsızlık duyacak ölçülerde kuruluk yaşamayabilir.
Kuruluk olması halinde piyasada satılan ve su bazlı kayganlaştırıcılardan kullanılması tavsiye edilmektedir.

Genital Estetik Endişesi;
Her kadın doğum sonrasında genital estetik endişesi yaşamaktadır. Aslında normal doğum sonrasında vajina dokusu 4 ile 6 hafta arasında hızlı bir iyileşme göstererek eski haline gelmesi mümkün olmaktadır. Ancak doğum sırasında yapılması gereken bazı müdahaleler ve iri bebek riski gibi durumlarda büyük yırtıklar ve istenmeyen hasarlar yaşanabilmektedir. Vajinal dokunun kendisini böyle yırtıklarda toparlaması oldukça zor görüldüğünden estetik operasyonlarla düzeltilmesi mümkün olmaktadır. Bu gibi durumlarda doğum sonrasında annenin içi tümüyle temizlendikten sonra bazı dikişler atılarak çözülebildiği gibi, vajinal bölgenin kendiliğinden toparlanması beklendikten sonra da beklenilen düzelme olmaması durumunda bazı estetik müdahaleler de yapılabilmektedir. Her iki durumda da cinsel ilişki önerilmemektedir. Çünkü dikişlerin atması, kaynama ve düzelme süresini erteleyeceğinden vajinanın eski halini alması gecikecektir.

Lohusalık Döneminde Cinsel İlişki İle Hamile Kalınır mı?
Bu soru en merak edilen soruların başında gelmektedir. Her ne kadar lohusalık döneminde cinsel ilişki önerilmese de bazı kadınlarda bu dönemin çabuk atlatılması yani doğum sonrasında hem fiziksel açıdan, hem de psikolojik açıdan hızlı toparlanması, lohusalık döneminde cinsellik yaşamasına neden olabilir.

Halk arasında, anne bebeğini emzirdiği sürece gebelikten korunduğu düşüncesi vardır fakat bu inanış yanlıştır. Yani emziren anne, emzirdiği sürece hamile kalmaz düşüncesi hatalı bir düşüncedir. Bununla ilgili pek çok örnek vardır. Korunmasız bir cinsel ilişki her şekilde ( lohusalık ya da normal şartlarda) gebe kalma riskini beraberinde barındırmaktadır. Sonuç olarak lohusalık döneminde cinsel ilişki ile hamile kalınabilir. Bu kadından kadına değişebilen ve bünyelerine bağlı olan bir durumdur.

Ayrıca; lohusalık döneminde, hormon içeren doğum kontrol hapları, erteleme hapları, ertesi gün ilaçları gibi ilaçlar kullanılması önerilmemektedir. Çünkü lohusalık dönemi hormon seviyelerinin eski haline geldiği bir süreç olduğundan hem emziren anne, hem de annesinden süt emen bebek için sakınca oluşturmaktadır.
Kadın sağlığı açısından, ikinci bir bebeğin en az iki yıl ara ile düşünülmesi gerektiği, daha erken hamile kalınmasının önerilmediği, bu nedenle de bazı korunma yöntemlerinin uygulanması gerektiği doktorlar tarafından tavsiye edilmektedir.

Açelya Kartal

İstanbul Aydın Üniversitesinde Matematik ve Bilgisayar Bilimleri bölümü okuyorum. Henüz bir anne yada anne adayı değilim. Ama araştırmalarım neticesinde elde ettiğim bilgileri burada sizlerle paylaşıyorum :)

1 Yorum

  • kadınlar sitesi dedi ki:

    Yazınız özenle hazırlanmış çok ayrıntılı. Gerçekten çok kaliteli bir siteniz var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

#hamileykenben

Hamilelik fotoğraflarınızı İnstagram'da #hamileykenben hashtag’i ile paylaşın, anasayfamızda size ve bebeğinize yer verelim :) Fotoğraflarınız editör onayından sonra sitemizde yer almaktadır.

MAİL ABONELİĞİ
Bu site, sağlık hizmeti vermemektedir, sitedeki bilgiler tıbbi bir öneri yerine geçmez ve sadece bilgi amaçlıdır. Hastalıkların tanı ve tedavileri yalnızca uzman doktorlar tarafından gerçekleştirilebilir.